Pages

11 Ağustos 2010 Çarşamba

İçimizdeki Kelebek

''Bir dostun olabilmekti içimde ukte kalan, dert dinlemekti…
Çok farklıydı seninki…
Ama dediğim gibi, ben; isteklere göre şekillendirebiliyorum kendimi.
Emrinizdeyim, önemli olan sizin mutluluğunuz, emrinizdeyim.’’



Bir melek değil, bir kadının kanat çırpışındandı gelen sesler.
Kadınların da kanatları vardır, uçabiliyorlar.

Kırarsınız; kırmanız için değillerdir halbuki. Bize tutunup uçabilmeniz içindir o kanatlar… istediğiniz yere…
Uçmak istemediğinizi söylersiniz ama sizden daha iyi biliriz içinizi.

Büyük bir çocukluk var göze batan, sizde. Ve bunu şekillendirip kendini üstün göstermek de
büyük yetenek gerektirir doğrusu.
Yeteneklisiniz, ama bu yetmiyor. Peki ya ne için? Burada tıkanıp susuyoruz işte.
Bu susuşlar da bizim için. Gizlilik her zaman daha çekici olur gözünüzde.
Bildiğimizi bilmiyor ya da bizi saf sanıyorsunuz böylelikle.

Çocuk olmayı fazla sevmiyoruz anlaşılan.
Ya da sizin çocukluğunuz bizim olgun olmamızı gerektiriyor; kendini düşünen siz oluyorsunuz,
çocuğunu ortalığa salan, siz.
Kim olursak olalım sizin anneniz oluyoruz. Çünkü bizim g noktamızdan gelen zevk sizden,
sizin mutluluğunuzdan daha önemli değil bizim için.
İşte, burada ayrılıyoruz sizinle ve gerisi de geliyor…

Yoksa hepimiz insanız, çocuğuz, büyüyoruz; hep.

Yaşayabilmeye çalışırken yaşatabilmeye de çalışıyoruz biz.
İşte o içimizdeki kelebekten kaynaklanıyor bu.
Yoksa sizsiz ayakta duruşlarımız sizinkilerden daha dik, dimdik.
Dedim ya, içinizi sizden daha iyi biliriz.

Kelebek… Yaşadıklarımızla beslenir, beslendikleriyle büyür.
Büyüdükçe kanatları sırtımızı yarar ve dışarı çıkar sonunda.
Ne kadar güçlüyse o kadar işe yarar kanatları.
Büyüdükçe ağır da gelir, yine size yaslanırız.
Ama; isterseniz. Yoksa biz içimizdeki kelebeğe sarılıp da yaşamayı iyi biliriz.
Ama siz; bizsiz, bizsizsiniz.

Kelebek; sizin için, verdiği yorgunluk sonucu yaslandığımız omuz; sizin.
Sanmayın işte bu anda size ihtiyacımız olduğunu.
Kelebeği yaşatabilmek için tüm uğraşlarımız.
Kelebek ise, sizin için.

Kelebek konuşuyor bazen… bir şeyler istiyor…
Havalanmasınlar diyor. Kadınlar bırakırlarsa yere çakılıyorlar, ya hiç tutmasalar?
Bencilleşmesinler diyor daha fazla…
Kelebek olmadıkça yaşayamadı adamlar. Çevrelerindeki kadınları var sandılar, yanıldılar.
Çünkü üstlerine basarak yükseldikleri kadınlar kendilerini belli etmezler, susarlar.
Kelebek yoktur artık içlerinde, öylesine yaşarlar, ama yaşarlar.

Darque.
01.aralık.09

0 yorum:

Yorum Gönder